Author: Mine
•17.5.08
Bir haftadır fırsat yaratıpta bir türlü Balıkesir yazımı yazamadım. Bugün Timur’dan fotograflarımı etiketlemeyi öğrenince (ödevim de Balıkesir fotograflarımı etiketlemek olunca ) ben de bilgisayarın başına oturdum.
Bilindiği üzere geçen perşembe akşamı trenle Balıkesir’e gittik. Ankara Garı’nın önünde alt geçit çalışması olduğundan (Ankara’da alt geçit yapılmadık yer kalmadı) netten yol güzargahını öğrenerek yola çıktık. Yataklı vagonda yan yana üç oda bizimdi. Odalar arası misafirlikler ve ikramlarla heyecanlı ve neşeli olarak başladı yolculuğumuz. Sorunsuz olarak sadece bir saat gecikmeyle de Balıkesir Garı’na vardık. Oldum olası tren garlarını ve eski mimarisini severim. Balıkesir Garı’na da bayıldım.




Balıkesir Garı


Hemen kalacağımız otele yerleşip, biraz dinlendik ve kardeşimin yemin törenine katıldık. Çok duygusal anlar yaşandı. Tören sonrası, Yaylada Alışveriş Merkezi’ne gittik. Ferah, güzel ve de sakin bir yer. Haftasonu olmaması da bunda etkendir sanırım.Orada hem yemek yedik hem de alışveriş yaptık.
Cumartesi sabahtan şehri dolaşmaya çıktık. Tarihi Saat Kulesi ve Şadırvan aynı cadde üzerinde yer alıyor.
Saat Kulesi
Saat Kulesi 1829 yılında Giritli Mehmet Paşa tarafından İstanbul Galata Kulesi’nin benzeri olarak silindir şeklinde yaptırılmış idi. 1897 yılındaki deprem nedeniyle yıkılınca, 1901 yılında bugünkü şekliyle yeniden yaptırılmıştır. Kare prizma şeklindeki bina, beyaz kesme taş ile yapılmış ve kabartma işçiliklerle de donatılmıştır. En üst kat kubbe ile örtülmüş ve büyük bir çan eklenmiştir. Buranın hemen altındaki katta ise şehrin dört bir yanına bakan dört saat konmuştur (Kaynak Vikipedi)
Şadırvan
Saat kulesinin yakınında yer almakta olup burası ikinci yeridir; taşınarak buraya getirilmiştir. Şadırvan'ın 1908 yılında Ömer Ali Bey zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Pembe granitten yedi sütuna oturan soğan şeklinde bir kubbe bulunmaktadır. Kemerlerle bağlı sütunların üzerinden yatay bir silme ve saçak yer almaktadır. (Kaynak Vikipedi)
Zağnos Paşa Camii
Balıkesir’e gidipte höşmeriminden yemeden dönmek olmaz deyip, tavsiye üzerine Balıkesir Hali’ndeki Sargın marka höşmerim satan dükkanı aramaya başladık. Halin tam karşısında da Zağnos Paşa Cami ve Türbesi’ni görünce bahçeye girdik.
Yine kaynak olarak kullandığım Vikipedi'de Zağnos Paşa Külliyesi şöyle anlatılmış. Cami, hamam, türbe, muvakkıthane, muallimhane ve bedestenden oluşan site, Balıkesir’in en büyük ve mimari yönden en mükemmel külliyesidir. Mustafa Kemal 7 Şubat 1923 tarihinde yaptığı ve tüm gençlerin okuması gereken tarihe Balıkesir Hutbesi diye geçen ünlü konuşmasını Zağnos Paşa Camii'nde yapmıştır. Ahmet Vefik Paşa meydanında bulunan bu eserin muallimhane, imaret ve bedesteni bulunmamaktadır. 1461 tarihinde Fatih Sultan Mehmet’in ünlü veziri Zağnos Mehmed Paşa tarafından, o zamanki şehrin kenarına yapılarak Balıkesir diğer yöne yayılmasını sağlamıştır. Külliyeden sadece hamam günümüze dek özgünlüğünü koruyabilmiştir. 1897 yılındaki depremde yıkılan camii ve türbe 1908 yılında Mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından yeniden yaptırılmıştır.


Cumartesi öğlen Burhaniye’ye gitmek üzere yola çıktık. Yol boyunca gördüğüm manzaraya bayıldım. Baharda Ege ayrı bir güzel oluyor. Yeşil bitki örtüsünü süsleyen gelincikleri, sarı kır çiceklerini, papatyaları seyrederken yolun nasıl bittiğini anlamadım. Önce Havran’a ardından Edremit’e uğradık. Zaten bu ilçeler Burhaniye’ye 3-5 km uzaklıkta. Havran’dan geçerken Koca Seyit adını birçok tabelada görünce merak ettim.

Seyit Onbaşı Anıtı
Çanakkale Savaşlarında 215 okkalık (275 kg) top mermisini top namlusuna yerleştirmeyi başaran bu kahraman, İngilizlerin komuta gemisi olan Ocean zırhlısını Kara Burun Mevkiinde batırıp savaşın kaderini de değiştirmiştir. Günümüzde Gelibolu Yarımadası’nda Kilitbahir’deki Mecidiye Şehitliği’nde anıtı vardır.


Burhaniye İskele Sahili

Burhaniye’de akşama kadar zaman geçirdik. İskele Mahallesi’nde sahilde biraz vakit geçirdik. Çocuklar koştular, oynadılar. Burhaniye İskele Mahallesi’nde liman yapılmadan önce, sahildeki çay bahçeleri denize sıfırmış. Şimdi biraz içerde kalmış.
Enişte'nin Yeri
Ardından Enişte’nin Yeri’ne gidip balıklarımızı afiyetle yedik. Enişte’nin Yeri minicik, iki katlı bir mekan, fotograftan da anlayacağınız üzere deniz manzaralı.Burhaniye’de yaşayan arkadaşlarım bir tekne almışlar. Tuttukları balıkları Enişte’nin Yeri’ne getirip aşçıya teslim ediyorlar.Gerisi aşçıya kalmış. Bizimkilere afiyetle yemek düşüyor. Keyfe bakar mısınız?...
Bundan sonraki gidişimde kendi tuttuğum balıkları yemek düşüncesindeyim.
Yemek keyfinden sonra Ören Mahallesi’ni dolaşıp akşama Balıkesir’e döndük. Şehre vardığımızda Galatasaray şampiyonluğunu ilan etmişti. Bir anda caddeler konvoylarla ve asayişi sağlamak üzere görev yapan polislerle doldu. Bizler kaçarcasına otelimize döndük. Böyle günlerde kendini bilmezlerin silahlarını ateşlemelerinden korkarım. Maalesef Türkiye’nin birçok yerinde heyecanın dorukta olduğu anlarda hemen silahlarına sarılanlara rastlanır. Ancak Balıkesir’de tek bir silah sesi bile duymadık. Bu duruma (normali budur ama) hayretle birlikte mutlu olmadım desem yalan olur.



Burhaniye İskele'den birkaç fotograf







Ertesi gün yani Pazar günü de otobüsle Ankara’ya döndük. Balıkesir Bursa arası manzara çok güzeldi, Bursa Eskişehir arası uyumuşum. Eskişehir’den sonra ise malum karasal iklim ve bozkırla buluştuk. Eve varmadan Ege’yi özledim.

Dönüş Yolunda...
NOT: Etiketsiz fotograflar internetten
|
This entry was posted on 17.5.08 and is filed under . You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

6 yorum:

On 17 Mayıs 2008 22:27 , Bekriya dedi ki...

yazılar tamamlandığına göre bu haftasonu evdesin :))

Burhaniye-Ören ne sakin ve dingin bi yerdir ya yazları çok güzel oluyor geçen yaz bi 10 gün Ören de kaldık bizde.

Bursa'dan geçerken bi uğrasaydın yahu:))Bursa-Eskişehir arası uyumuşsun ama ağaçlarla kaplı manzarası çok güzeldir.

Bi de ben hiç trene binmedim sen yazınca özendim şimdi.İlk fırsattan Eskişehir'e gidip oradan da trenle Ankara'ya gelicem :))

ne uzun yazmışım ya çenem düştü :))

 
On 19 Mayıs 2008 22:45 , Mine dedi ki...

Bekriya'cığım,
Haklısın canım, bu haftasonu Ankara'daydım. Ailem ve arkadaşlarımla geçirdim zamanımı.
Yazın araba ile seyahat planlıyorum. Belli mi olur belki Bursa'da mola veririz:)
Ankara'ya geldiğinde haberleşelim.
Sevgiler

 
On 20 Mayıs 2008 19:05 , yaban dedi ki...

Mine çok güzel yazmışsın, seninle beraber gezmiş gibi oldum, sağol...

 
On 21 Mayıs 2008 19:17 , etki alanı dedi ki...

Bayıldım!
Çok severim böyle gezi anılarını..
Çocukken yaptığımız seyahatlerde,ufak bir defter alırdım yanıma...Geçtiğimiz her kasabanın kaç nüfusu olduğundan başlardım,çarşısında ne olduğunu,eğer durup mola verirsek,en çok neyi ile meşhur olduğunu merak eder,gezi sonunda ufk bir arşivim olurdu...
Çok büyük bir zevkle okudum..Emeğine sağlık..
TüTü

 
On 29 Mayıs 2008 18:01 , Mine dedi ki...

Yaban'cığım,
Senin kadar güzel yazamasam da beğendiğine sevindim.

 
On 29 Mayıs 2008 18:03 , Mine dedi ki...

Tütü'cüğüm çok teşekkür ederim. Uzun yazı yazamıyorum. Maalesef çok çabuk sıkılıyorum. Benim için konuşmak daha kolay:)