
19 Mart sabahı dışarı çıktığımda (yanda görüldüğü üzere) arabam karla kaplıydı.Bugünse,yanına parkettiğim kayısı ağacının dallarında düşen çiçeklerle...Temizlemeye kıyamadım ve yol boyunca beyaz çiçekleri savurarak ilerledim:)
Hergün erken kalkmak ne zormuş.Haftaiçi hastaneye,haftasonu yabancı dil kursuna gidiyorum.Bu arada araya alışverişi,günlük işleri,eş dost ziyaretini,sinemayı,konseri sıkıştırmaya çalışıyorum.Evde oturmak büyük bir keyif artık.
Eskiden daha çok boş vaktim vardı ama düzensizdi hayatım.Nöbet tutmanın en iyi tarafı,nöbetler arası boşlukta şehirdışına kaçmak...Bir çok tatilimi bu şekilde yaptım.
Bazen insan, hayatının tekdüzeliğinden sıkılıyor.Ne kadar yorucu da olsa yeni bir iş,yeni bir çevre yeniliyor insanı.Anlaşıldığı üzere 'tebdili mekanda hayır vardır' durumundayım şu an:)
Kaç kişiye bir yılda üç doğumgünü nasip olmuştur bilmiyorum ama bana her yıl nasip oluyor.İlki 21 Şubat,kredi kartlarımdan biri yanlış bilgi almış:)) İkincisi;23 Şubat, asıl doğum tarihim ve benim için önemli olan gün.Üçüncüsü,yani 23 Mart ise,nüfus memurunun azizliği sonucu cüzdanımdaki tarih.Dolayısıyla bir banka 21 Şubat'ta mesaj veya mail yollar,ailem,eşim dostum 23 Şubat'ta arar,kutlama yapılır.23 Mart'ta ise bankalar mesaj yollar.Bu yıl Turkcell, 50 bedava mesaj hakkı vermiş,ben de sonuna kadar kullandım:)
Normalde kutlamaları sevmem ama bu yıl kutlama bolluğu da yaşadım.Gerçek doğumgünüm olan 23 Şubat'ı ailemle geçirdim bu yıl,10 yaşındaki yeğenim Ecem, bana sürpriz parti hazırladı,ışıklar söndürüldü,mumlar üflendi,dilekler,alkışlar...
İki gün sonra,bir arkadaşımın evinde toplanmıştık,
Timur'da pasta alıp gelince ve millete iki gün önceki doğumgünümü hatırlatınca,yine dilekler tutuldu,mumlar üflendi,pasta kesildi. Gelelim bugüne... Sabah banka mesajlarına ek olarak,kurs arkadaşım Gülden,incelik yapmış ve doğumgünü mesajı çekmiş.Sabah HÜTF'de ve öğle arası AÜ Cebeci Tıp Fak.Hastanesi'nde ders vardı.Ders bitimi soluğu Cebeci'de Aşiyan Pastanesi'nde aldık. Geçen hafta oradan aldığımız pastayı beğenmemizin yanında, sunulan ikramlarda bizi şaşırmıştı.Pastamızı seçerken üç kişi olmamıza rağmen sahlep yanısıra tatlılardan,tuzlulardan gözümüze takılan herşeyi sunmuşlardı.
Bugün de öyle oldu ama biz sadece bir tatlıyı denemekle yetindik.Sonra da herkes yemek istediği pastasını seçti;ben frambuazlıyı,Gülden çikolatalı muzluyu,İlkay kestaneliyi tercih etti.Karşı koymama rağmen,benim pastamın üzerine mum koyduruldu,yine dilekler,mum üflemeler,tebrikler...
Başta da dediğim gibi, doğumgünü kutlamalarını sevmesem de(bir yaşın daha nasıl geçtiğini anlayamamak,kaçırılan fırsatlara hayıflanmak en önemli sebepleridir...) hatırlanmak,iyi temennilerin iletilmesi,sevdiğin insanlarla beraber olmak için bir fırsat yaratması hoş yanları bence:)
Nice Mutlu Yıllara!
Aşağıdaki yazı bir arkadaşımdan mail olarak geldi,çok hoşuma gitti ve blogumda yer verdim.
*DÜSÜNÜN...........**PARADIGMA DEGISTIRMEK ZOR DEGIL...*
"....Önemli bir toplantida cep telefonuyla bagira bagira konusan bir kisi garibinize gidiyorsa, paradigmanizi degistirmeden onu degerlendirdiginiz için, siz yaniliyorsunuzdur. Örnegin trende giderken, bir baba, 3 evladiyla oturup, sürekli aglayan çocuklarina hiç, susun, demeden yolculuga devam ettiginde; siz ona ne gamsiz adam, diyebilirsiniz. Ama sorsaniz, onlar hastaneden geliyorlardir ve bir saat önce çocuklarin anneleri ölmüstür ve eve dönüyorlardir. Prof.Covey in konusmasini dinlemeye gelen annesi, arka sirada oturan 2 kisinin toplanti boyunca sürekli konustuklarini görerek, çok öfkelenmis ve oglumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüs. Yemek molasinda ogluna,sunlarin kafasina çantami indiresim geliyor,demis.Oglu, anne o adam Finlandiyali, burada smultane tercüme yok, mecburen tercümani yanina oturttuk, demis.
Havaalaninda aktarma yapmak isteyen yasli bir hanim, uçaginin 2 saat gecikmeli oldugunu ögrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmis. Yanindaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu birakarak, okumaya dalmis. Bir ara bakmis ki,yanindaki koltuga oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açiyor ve de yemeye basliyor. Kurabiyelerin kendisine ait oldugunu hissettirmek isteyen kadin, adama dik dik bakmis. Hatta cani o an istemedigi halde,kutudan bir kurabiyeyi agzina atmis. Herhalde kurabiyelerin sahibinin kim oldugunu artik anlamistir diye düsünürken, adam bir tane daha agzina atmaz mi?Hemen kadin da bir tane daha atmis ve bir yarisma baslamis; adam birtane,kadin bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmis, adam onu hizlica kaparak ortadan bölmüs ve gülerek kadina ikram etmis. O sirada,kadinin uçaginin alana indigi anonsu duyulmus ve islemler için kadin bankoya gitmis. Pasaportunu çikartmak için çantasini açtiginda, ne görsün;KENDI KURABIYE PAKETI, HIÇ AÇILMAMIS OLARAK ÇANTASINDA DURMUYOR MU !MEGER,ADAMIN KURABIYESINI YIYORMUS.
Baskalarinin düsünce ve davranislari hakkinda hüküm verirken, elimizdeki veriler çogu zaman yeterli olmuyor. Davranislarin nedenini bilmeden çok yanlis yargilara varabiliyoruz.Covey bu örnekleri ; ayni enformasyona farkli bakis, bizim davranislarimizi belirler, diye özetliyor.
Buradan yola çikarak çözemedigimiz sorunlariçin, paradigma (zihin haritasi) degistirmenin geregini vurguluyor.Einstein'in bir sözünü animsatiyor :Karsilastiginiz sorunlari, o sorunlari yarattiginiz düsünce düzlemindekalarak çözemezsiniz.
Çogumuzun zaman zaman yaptigi gibi, "sorunlarin içinde kaybolmak" yerine,paradigma degistirmeyi basarip, sorunlara farkli biçimde yaklasabilenler, o sorunu asma sansini da yakaliyorlar. Zaten sorunlarimizi dostlarimizla paylasmamizin nedenlerinden biri de, farkli bir bakisin, bize farkli davranabilme kapisi aralama ihtimali degil midir?Çözümsüz gibi gördügünüz sorunlar konusunda paradigma degistirmenin önemi vardir.Aslinda hayatimizi, basarimizi, mutlulugumuzu belirleyen bizim kendi davranislarimizdir. Basimiza gelen herseyle onlara verdigimiz tepki ve yanit arasinda genis bir hareket alani vardir......."