
T. Teyze ile 1989’da tanıştığımızda, tedavisi yeni bitmişti.Kontrollere gidiyordu.Geçen yıl bypass olduğunda, sorunun radyoterapiye bağlı olabileceğini duyunca çok sevindi. Kızına ve kızkardeşine, ailesel yatkınlık nedeniyle riski artan bir hastalık korkusu daha yaşatmadığı için. Şu an 60 yaşın üzerinde yan apartmanımızda oturuyor.
H. Teyze üst kat komşumuz. Bundan birkaç yıl önce göğsünde bir kitle fark ettiğini söyleyince muayene ettim. Kitle fark edilmeyecek gibi değildi. Tetkikler, tanı, operasyon derken şu an kontrollerine gidiyor.
G. Teyze, aynı sokakta, üç apartman ilerimizde oturuyor. Sanırım ona da teşhis konalı 5 yılı geçmiştir.
H. lise arkadaşım. Yıllardır görüşmüyoruz ama son birkaç aydır, internet vasıtasıyla haberleşiyoruz. Hastalık konusu hiç konuşulmadı aramızda. Sanırım birkaç yıl önce, yani otuzlu yaşların başında teşhis edilen hastalığı için kontrollere gitmeye devam ediyor. Yine netten, bir hafta süre ile hastanede olduğunu öğrendim ama arayamadım.Bu hastalıktan ötürü mü hastanede bilmiyorum, arasam ne diyeceğimi de…
Bir çırpıda size 4 kişi saydım.Çok sık görülen bu hastalık hakkında hepimizin bilgisi olması gerekmez mi?
Hanımlar, beyler lütfen
şu sayfayı ziyaret edin. Aktif üye olamasanız da gönüllü olabilirsiniz. Buna da vakit yoksa
genel bilgileri okuyun mutlaka faydalanacaksınız.
Her yıl yılbaşına denk gelen bu günlerde, çeşitli patlayıcı maddeler eğlence amacıyla kullanılmaktadır. Öte yandan bu patlayıcıların dikkatsiz kullanımı sonucu ağır göz yaralanmaları, kalıcı işitme kayıpları ve ağır el yanıkları oluşmaktadır. Çoğunluğu çocuk olan bu yaralıların, daha yaşamlarının başında görme veya işitme özürlü hale gelip sakat kalmaları, kem kendileri, hem de aileleri için bir acı kaynağı olmaktadır. Her yıl olduğu gibi 2007 yılına girerken de hekimler aşağıdaki çok önemli uyarıları anne ve babalara, halkımıza duyurmaktadır. Çünkü hekimlerin ilk görevi hastaların acılarını dindirmektir. Bir önemli görevi de olası acı verebilecek durumlara karşı önleyici uyarıları ve hatırlatmaları zamanında yapmaktır. Aşağıda bildirilen koruyucu önlemlerin uygulanmasında hekimlerin yanında, anne ve babalara, okullarda öğretmenlere ve yazılı ve sözlü basın ve yayın organlarına görev düşmektedir.
1- Körlüğe kadar götüren en kötü yaralanmalar, fişek, maytap, torpil, raket gibi patlayıcı maddelerle olmaktadır. Bu tür fişekleri kullanırken alacağınız önlemler:
Kapalı yerlerde kullanmayınız. Duvarlara çarpan fişekler geri gelerek gözü yaralar. Ayrıca oluşan zehirli gazlar solunum zorluğuna ve zehirlenmelere neden olur. Bu tür fişekleri yalnızca açık alanlarda kullanınız.
Patlayıcı fişekleri, torpilleri cam şişelerin içine koymayınız. Kırılan camlar saçma gibi yüzde ve gözde ağır yaralanmalara neden olur.
Kısa fitilli(Bozuk) fişek ve maytapları kullanmayanız. Daha elden atmaya fırsat vermeden patlama olacağı için ağır el ve yüz yanıkları, göz yaralanmaları oluşmaktadır.
2- En çok ve ağır göz yaralanmalarının görüldüğü gün 1.Ocak günüdür. 31 Aralık akşamı tam patlamayan fişek ve torpilleri arayan çocuklar, aslında ateşle oynamaktadırlar. Kısa fitilli ve fitili kopmuş bu fişekleri patlatmak için eline alan ve ateş yakan çocuk patlayıcıyı bu sırada yüze ve göze çok yakın tutmaktadır ve yaktıktan sonra da fırlatacak zamanı olmamaktadır. Böylece çok ağır el ve yüz yanıkları, körlüğe kadar götüren göz yaralanmaları (kimyasal yanıklar, göz içi kanamaları)olmaktadır.
Bu nedenle bu tür fişekleri kullanmadan önce kullanma kılavuzunu mutlaka okuyunuz. Yazılanları harfiyen uygulayınız. Anne ve babalar: Havai fişikler birer oyuncak değildir. Çocuklarınızın eline bu fişekleri vermeden önce onlara iyice bilgi veriniz. Olası tehlikelere karşı uyarınız. Dükkan sahipleri: Bu tür patlayıcıları çocuklara satmayınız. Satın alanlara da kullanma kılavuzunu okumalarını bir kez daha hatırlatınız.
3- Diğer bir ağır göz yaralanması çeşidi de, köpüklü şarap veya şampanya şişesini açarken aniden büyük bir güçle fırlayan mantarın veya tıpanın göze çarpması ile oluşan göz yaralanmalarıdır. Gözde ağır kanamalar, göz bebeğinin yuvarlıklığını kaybetmesi, göz merceğinin yerinden oynaması, ağ tabakanın yırtılması gibi ağır kalıcı hasarlar oluşur.
Önlem: Bu tür şişeleri açarken şişenin ucunu odada hiç kimsenin olmadığı bir yöne eğik olarak çeviriniz veya şişenin tıpasını açarken üstününe bir havlu koyunuz ki tıpa fırlamasın. Şişenin ucunu kesinlikle şaka olsun diye arkadaşlarınıza doğru çevirmeyiniz veya kendi gözünüze doğru tutmayanız. Şişenin ucunu yakın bir duvara çevirmeyiniz. Duvardan çarpan tıpa geriye dönerek göze gelebilir.
4- Diğer sıkça görülen ve uzun süren rahatsızlıklara neden olan bir yaralanma çeşidi de çam ağaçlarının iğne yapraklarının göze değmesi, çarpması ile oluşur. Çam ağacını taşırken, yerleştirirken veya yanından geçerken, oynarken gerilen dalın boşalması ile yüze ve göze çarpma olmaktadır. İğne gibi olan çam yaprakları da bu sırada gözün saydam tabakasını çizer. Ayrıca yaprağın içindeki reçine türü kimyasal maddeler de göze değeceği için, uzun süre iyileşmeyen sık tekrarlayan sıyrıklar(erozyonlar) oluşur.
Çam ağacının yanında oyun oynamayınız.
5- Önemli bir yaralanma işitme organında gerçekleşir. Patlayıcıların çeşidine göre 2 metre uzaklıkta 190 dB şiddetine kadar ulaşan çok kısa süreli(Saniyenin 1/4'ü kadar) ses dalgaları oluşmaktadır. Bu kadar şiddetli ses dalgaları çok kısa sürdüğü için çevredekiler tarafından tehlikesizmiş gibi algılanmakta, ayrıca yılbaşının eğlence ortamında önlem almak gereği düşünülmediği için tekrar tekrar yeni torpiller patlatılmaktadır. Fakat bu şiddetli ses dalgaları kulak zarını kolaylıkla patlatabilir, iç kulağa çarparak işitme sinirine zarar verebilir ve hiç geçmeyen kalıcı çınlamalara, daha kötüsü sağırlığa neden olabilirler.
Önlem: Patlayıcı patlarken en az 5 metre veya daha uzağında durun. Daha iyisi kulaklarınızı patlama sırasında kapatın.
Eğer bütün bu önlemlere ve dikkatinize rağmen elde bir yanık, gözde bir yaralanma olmuşsa, kulakta işitme kaybı varsa veya çınlama duyuyorsanız, sabahı beklemeden hemen bir nöbetçi hekime muayeneye gidiniz.
Dr.Mete Soytürk 24.12.2006
Göz Hastalıkları Uzmanı -Kaiserslautern-Almanya

Bugün okuduğum'Ülser ve Reflü İnsandan Hayvana Geçti'başlıklı haber ilgimi geçti ve blogumda yer vereyim istedim:)
İşte okuduğum haber....
Kuş gribi, AIDS, Ebola ve sıtma gibi hayvanlardan insanlara geçen virüsler bir yana, insanlar da hayvanlara virüs bulaştırabiliyor. Örneğin, ülser ve mide kanseri nedeni Helicobacter pylori bakterisi. Ancak insan ve kedigillerde görülen ülserin aynı helicobacter pylori bakterisinden kaynaklandığı kanıtlandı. Bilim insanları, bu tesadüfü mercek altına aldı.
Bilim insanları, Helicobacter pylori bakterisinin bir şekilde insandan hayvana veya hayvan insana bulaşmış olabileceği varsayımıyla yola çıktı; zira farklı Helicobacter acinonychis türlerinde gen fragmantasyonlarının (parçalanma) özdeş. Kimin kime bulaştırdığını belirlemek için araştırmacılar, kedigiller ve insanda görülen helicobacter pylori genomlarını kıyasladı. Araştırmada, kedigillerdeki görülen Helicobacter türünde birçok hareketsiz, kırılmış ve etkisiz gene rastlanıken, insanlardaki helicobacter pylori?nin ise gayet faal durumda olduğu gözlemlendi.
İNSANI YİYEN KEDİGİL, BAKTERİYİ KAPTI
Araştırmayı yürüten Almanya?nın önde gelen kurumlarından Max-Planck Institute uzmanı Mark Achtman, genetik karşılaştırmada bakterinin bulaşma yönünün insandan hayvana şeklinde olduğunu düşünüyor. Araştırmacılar, bakterinin insandan hayvana geçişinin bir hayvanın bir insanı yemesi sonucu olduğunu vurguluyor.
İnsanlar ve kedigillerde görülen Helicobacter genomlardaki benzerlikten, araştırmacılar bakterinin insandan hayvana 200 bin yıl önce bulaştığını belirledi. İlk kedigile virüsün bulaşmasından sonra, kedigillerin birbirlerini yemesi veya aralarında yapılan kavgalar sonucunda bakterinin tüm kedi türlerine yayıldığı tahmin ediliyor.Helicobacter pylori bakterisinin farklı türevleri bir takım maymun türlerinde de etkili oluyor. Ancak bunlarla insan ve kedigillerdeki türevler arasında bir yakınlık bulunmuyor.
Kaynak: Araştırma PLoS Genetics dergisinde yayımlanmıştır.