Author: Mine
•7.10.07
































































Yine önce fotograflarımı yayınlıyorum. Ayrıntılar sonra... Merak ettiyseniz şu adrese bakabilirsiniz.
Author: Mine
•7.10.07
New york New York Herşey Varda İstanbul Yok...
(İlhan Şeşen)










Tabela yutan ağaç








NYC
Author: Mine
•7.10.07
İkiz Kuleler'in yerinde inşaat devam ediyor


Bir kitapçı dükkanı, sahaf mı desem yoksa:)



Sarı otobüsler çok tanıdık değil mi?


Manhattan Macys, keyifli alışveriş için ideal




Çin mahallesi nerde bitiyor nerde İtalyan mahallesi başlıyor değişen tabelalardan anlıyorsunuz

NY Public Library'in bahçesindeki sevimli uyarı levha

Manhattan'ın göbeğindeyiz:)

Arkada Chrysler Building

Mavi'yle Manhattan rastlaşmak hoş bir sürprizdi



Şehri turu yapabileceğiniz otobüsler

Bir kilisenin bahçesindeyiz

Bu hayvancağızı tanıtmama gerek var mı?


Bir saatçi dükkanı:)
Author: Mine
•2.9.07























































Author: Mine
•21.7.07
Uzun zamandır yazamadım. Aslında, NY fotograflarımı eklemeye çalıştım ama başarılı olamayınca yazmayı hepten bıraktım. En son mayıs ayında yazmışım.Yazmışım demek yanlış oldu, fotograf eklemişim. O tarihten bu yana neler mi yaptım? NY’dan evime döndüm, İzmir ve İstanbul’a ikişer günlük geziler yaptım, Ankara’da Kale Festivali’ne iki kez gittim. En çokta bu festivali beğendim.
Kale Festivali
Bu yıl 16-24 Haziran tarihleri arasında yapıldı. Kalenin eski sokakları ve konakları evsahibiydi. Neler yokyu ki...Sergiler, konserler, imza günleri, paneller,dans gösterileri, halk oyunları...
İlk olarak 17 Haziran’da Timur’la gittik. Önce dar sokaklarında gezdik sonra Ankara Kalesi’ne çıktık. Yorulduğumuzda And Kafe’de soluklandık, Pirinç Kafe’de gözlemelerimizi yedik, Pirinç Han’da alışveriş yaptık. İran kanunu (santur) çalan genç bir müzisyende kulaklarımızın pasını sildi. Kukla sanatçısı Hakan Arısoy’la tanıştık, ardından seramik sanatçısı Zeynep Hanım’la seramik üzerine sohbet edip, tasarımlarına hayran kaldık. Ressam Hikmet Çetinkaya ile tanışmak ise benim için çok heyecan vericiydi.Günü Pineapple’in terasında bitirdik.
23 Haziran’da festivale tekrar gittim. Bu kez yanımda, İstanbul’dan misafirim vardı. Önce sokaklardaki tezgahları gezip hediyelik eşya aldık, konaklardaki sergileri gezdik. And Kafe’ye doğru çıkarken Kınacılar Evi’nin avlusundan gelen akerdeon sesinin büyüsüne kapılıp oraya yöneldik. Avlunun duvarları fotograflarla süslenmişti. Biz de önce fotograf sergisini gezdik.Bu sayede Mehmet Oğuz’la ve ZİÇEV’le tanıştık. Sergideki fotografların hepsi, zihinsel yetersiz gençler tarafından çekilmişti. Hediye edilen birkaç Kodak makine ile büyük ve güzel iş ortaya çıkarmışlar. İçlerinde duyma ve konuşma yetisi olmayanlar bile vardı. Aldıkları kısa süreli eğitime rağmen sergi görülmeye değerdi. Mehmet Oğuz fotografların tamamını slayt gösterisi olarak bizlere sundu. Yaptıkları çalışmaları anlatırken ki heyecanı ve bizlerle paylaşmanın mutluluğu sesinden ve gözlerinden anlaşılıyordu. Emeği geçen herkesi onun şahsında tebrik ederek oradan ayrıldık .

Umarım bu festival, gelecek yıllarda daha büyük katılımlarla devam eder.
Author: Mine
•21.5.07














Bes yil onceki ilk gelisimde Seaport'u cok sevmistim. Ingilizlerin Manhattan'da ilk ayak bastiklari yer olarak hala muhafaza ediliyor. Bu sefer, Seaport gezimi ilginc hale getiren diger bir neden de gezdigim "Bodies" adli exibition oldu. Bodies'e ilerki yazilarimda yer verecegim. Simdi fotograflarla Wall Street ve South Street Seaport...